KHK’DA TAŞERON İŞÇİSİNE GÜVENCELİ VE KAPSAMLI KADRO ÇIKMADI

24 Aralık 2017 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 696 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemelerin Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile ülkemizin çalışma hayatını ve bir bakıma toplumsal yapısını derinden etkileyen taşeron işçilerle ilgili düzenleme yapıldı.

Bu düzenleme yapılırken, demokrasinin en önemli kurumu ve halkın temsil edildiği parlamento yok sayılmıştır. Demokratik ülkelerde olduğu gibi toplumun çoğunluğunu etkileyen bu tür düzenlemeleri Meclise getirip, demokratik süreçleri işletmek yerine, taşeron işçiler, daha önce alakasız bir şekilde OHAL kapsamında yayımlanan “kış lastiği”, “arabaların cam filmi” ve “evlilik programları” ile eşdeğer tutularak düzenleme yapılmıştır. Taşeron işçilerin analarının ak sütü gibi hakkı olan kadroları, darbeye yönelik çıkarılmış olan OHAL kapsamında nasıl düzenlenebilir?

Yapılan düzenleme ne taşeron işçilerine, ne de özgüçleri ile örgütlenen ve mücadele eden sendikalara olumlu etki etmiştir. Kısaca, dağ fare doğurmuştur!

Eğer aksini iddia eden varsa lütfen şu sorulara açık bir şekilde yanıt versin.

1. Bu düzenleme sonucunda kamuda (belediyeler ve il özel idareleri dahil) tek bir taşeron işçi dahi kalmayacağı söylenebilir mi? HAYIR! İstisnalar hariç özel bütçeli kuruluşlarda çalışan işçiler, KİT’lerde çalışan yaklaşık 40 bin işçi ile birlikte, yapılan ihalede asgari işçilik maliyeti %70’in altında olan işlerdeki hizmet alımları ile çalışan işçiler, kapsama alınmadı. İl özel idareleri ve belediyelerdeki personel çalıştırmasına dayalı hizmet alımı ile çalışmayan işçiler “sözde” kapsamın dışında bırakıldı.

2. Kadroya geçirildiği iddia edilen işçilerin kadro hayali KHK’nın öngördüğü 10 günlük süre içerisinde ya da 90 günlük süre içerisinde derhal gerçekleşecek midir? HAYIR! Garabet bir şekilde “Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan en son sona erecek olan toplu iş sözleşmesinin bitiminde” kadro elde edilmiş olacak. Taşeron işçilerin kadro hayali 2020 yılına kadar yani 3 yıl daha ötelenmiş oluyor. Bu sürede emekli olacaklar, ayrılacaklar vb işçilerin yıllardır asıl işçisi oldukları kamu işvereninden alınterlerinin hakkını alamadan gitmiş olacaklar. Kamu emek gaspı yapmış olacak. Bu, kamu eliyle çalışanlara bir zulümdür. Bu kabul edilemez.

3. Kadroya geçirildiği iddia edilen işçiler açısından yıllardır aynı işyerinde aynı işi yaptıkları asıl işveren işçi olarak görünen meslektaşları ile kayıtsız şartsız aynı haklara sahip olacaklar mıdır? HAYIR! İşyerindeki ikinci sınıf durumları ücretler ile mali ve sosyal haklar yönünden mevcut ayrımcı tutum aynen devam edecek.

4. 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu çerçevesinde toplu sözleşme düzeninin gereği ve T.C Anayasası, ilgili mevzuat ile birlikte öncelikle ILO’nun 98 Sayılı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesine uygun toplu iş sözleşmesi yapabilecekler midir? HAYIR! Serbest toplu pazarlık ve bunun sonucunda doğabilecek uyuşmazlıklardaki grev hakları yok.

5. Taşeron işçileri, baştan itibaren asıl işverenin, yani kamu işçisidirler. Peki KHK bu işçilerin el konulan haklarına bir güvence getirip ileride verecek midir? HAYIR! Tam tersine KHK ile taşeron işçisinin emeğinin ve haklarının üzerine çökmek istenmektedir. Bu kabul edilemez.

6. Kadroya geçirildiği iddia edilen işçiler Anayasa, ulusal çalışma mevzuatı ve başta ILO’nun 87 Sayılı Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkı Sözleşmesine uygun bir şekilde istedikleri sendikalarda özgürce örgütlenebilecekler mi? HAYIR! Mevcut durumda 450 bin taşeron işçisinin 350-400 bini Hak-İş’e bağlı sendikalara “üye yapıldı”. Siyasi iktidarın gücünü bürokrasi ile birlikte kullanan sendikalar pozitif sendika hakkının temelini oymuşlardır. Bu nedenle de işçi sendikalarında, Kamu görevlileri sendikalarında olduğu gibi sağlıklı olmayan ve sendikal bilince dayanmayan hormonlu bir sendikal büyüme sağlanmıştır.

7. Yıllardır işlerini başarılı bir şekilde yapan işçilere sınav ve güvenlik şartı getirmek akla mantığa sığmakta mıdır? Emeği sonuna kadar sömüren taşeron işvereni işi bilmeyen ve güvenilmez işçiyi işyerinde çalıştırır mıydı? HAYIR! Bundaki gerekçe bize göre iş yapacak işçiyi seçmekten çok, siyasi iktidar ve onunla birlikte hareket eden sendikalara rant kazandırmaktır. Yoksa basit ve objektif bir sınavın bir önemi yok; amaç kendilerinden olanı ve olmayanı belirlemektir.

8. Emeklilik, Malullük ve yaşlılık aylığı hak kazanma durumunda zorunlu emeklilik getirmek Anayasanın “Çalışma hakkı” ilkesine uygun mudur? HAYIR! Anayasanın 49. Md. gereği çalışma herkesin hakkıdır ve devlet bununla ilgili gerekli tedbirleri almak zorundandır. Devlet kurumları taşeron işçinin çalışma hakkını elinden alacak şekilde hareket edemez .

9. Yıllardır işverenlere teşvik adı altında milyarlarca lira para aktaranlar, sıra hak ettiklerini isteyen taşeron işçilerine gelince mi mali disiplin ve bütçe yükü akıllarına gelmektedir. Bu tutum doğru mudur?

10. Geçici işçilere verilen 4 ay daha vize alma hakkı bu işçiler yönünden sorunu çözmekte midir? HAYIR! Geçici işçilerin çalışmaları da kuralsız bir şekilde “sözde kurala” bağlanmıştır. Geçici olarak 5 ay 29 gün çalışanlara 4 ay daha süre uzatımı getirildi. Buna karşın bazı kurumlarda 10 ay çalışan “geçici” işçiler bulunmaktadır. Bu büyük bir çelişkidir. A-tipik çalışma devlet kurumunun tercihi olamaz. Bu işçiler kadrolu ve sürekli işçi statüsüne geçirilmelidir.

Sonuç olarak 2002 yılından bu güne kadar tüm hükümetler taşeronu kendi elleri ile büyütmüşlerdir. Özellikle 2006 yılında 4857 Sayılı İş Kanununun 2. Maddesinde yapılan değişiklikle Kamuda taşeronlaşma hızla büyümüştür.

KHK ile yapılan OHAL düzenlemesi, taşeron işçileri hak getirmeyip hak gaspını yapan tarafı değiştirmiştir. Devletin korumak ve kollamakla görevli olduğu işçisinin hakkı KHK ile gasp edilmiştir.

Taşeron işçilerine, çalıştıkları işyerindeki kurum işçilerinin ücretleri ile mali ve sosyal hakları eşitlenmemiştir ve gelecekte de bu KHK’ya göre eşitlenecek gibi görünmemektedir. Gerçek anlamda bir kadro verilmemiştir. Bulundukları işyerlerinde ikinci sınıf işçi statüsünü devam ettiren bu düzenleme kabul edilemez.

Tez-Koop-İş Sendikası, ulusal ve uluslararası hukuka aykırı bir şekilde yapılan bu düzenleme ile hakları gasp edilen taşeron işçileri için hem ulusal hem de uluslararası düzeyde mücadeleye devam edecektir. Türkiye’deki mahkemelerden bir sonuç alamazsak, uluslararası mahkemelerde taşeron işçilerin gasp edilen haklarını aramaya devam edeceğiz. Bu süreçte Tez-Koop-İş Sendikası taşeron işçilerle birlikte olacaktır. Taşeron işçilerimiz, ihtiyaç duydukları tüm desteği, hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmayan Tez-Koop-İş Sendikasından alabileceklerdir. Bu mücadele, Tez-Koop-İş Sendikasının sadece üyelerine karşı değil, işçi sınıfına ve topluma karşı olan sorumluluğunun bir gereğidir.

Taşeron işçileri hak ettikleri kadrolarını er ya da geç, hiçbir hak kaybı olmadan elde edeceklerdir.

Basına ve kamuoyuna önemle duyururuz.

Yaşasın sınıf dayanışması!

Yaşasın menfaatsiz işçi haklarını savunan sendikaların birliği!

Tez-Koop-İş Sendikası
Genel Yönetim Kurulu

ÜNİVERSİTELERDEKİ TÜM GEÇİCİ İŞÇİLER TAŞERONA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEME KAPSAMINA ALINMALIDIR

4 Nisan 2007 tarihinde kabul edilen ve 21 Nisan 2007 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan “5620 sayılı Kamuda Geçici İş Pozisyonlarında Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına veya Sözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un uygulandığı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan geçici işçiler, 10-11 ay çalışmalarına rağmen kadroya geçirilmemişlerdir.

Niteliği ve kapsamı kamuoyuna açıklanmayan, ancak önümüzdeki günlerde çıkartılacağı Hükümet yetkililerince kesin bir dille açıklanan taşeronda çalışanlara ilişkin yasal düzenlemede, özellikle üniversitelerde geçici olarak işçilerin de sorunlarının kesin olarak çözümlenmesi son derece önemlidir.

Sendikamız Tez-Koop-İş, çok önemli bölümü 10-11 ay çalışan ancak sürekli işçi kadrosuna geçirilmeyen başta Ege Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi olmak üzere birçok üniversitede, geçici iş pozisyonlarında çalışmaya devam edenlerin çalıştıkları işyerlerinde sürekli işçi kadrosuna geçirilmelerini beklemektedir. Ayrıca, gerek 5620 sayılı Kanundan önce gerekse Kanun uygulandıktan sonra kamu kurum ve kuruluşlarında (özellikle üniversitelerde) “Döner sermaye” veya “İktisadi işletme” adı altında düzenlenen işyerlerinde her ne ad altında olursa olsun geçici statüde yılın hemen hemen tamamında çalışan tüm işçilerinde de sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi binlerce işçinin sorunlarını ortadan kaldıracak bir çözüm olacaktır.

Not: Sendikamızın Türk-İş Genel Başkanlığına 20 Aralık 2017 tarihinde yazdığı konuya ilişkin yazı için tıklayınız.

“TAŞERON İŞÇİLERİNE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER, AÇIKLIKLA, OLAĞAN SÜREÇLERLE VE HIZLI BİÇİMDE YAŞAMA GEÇİRİLMELİDİR”

Yıllardır kamu kuruluşlarında korunmasız ve güvencesiz biçimde çalıştırılan taşeron işçilerinin istihdamına ilişkin belirsizlik sürüyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Maliye Bakanı ve diğer siyasal iktidar temsilcileri tarafından, taşeronda çalışan işçilerin istihdam sorunlarının yıl so-nuna kadar “kesinlikle çözümleneceği” belirtilirken, sorunların nasıl aşılacağına ilişkin hiçbir açıklama yapılmıyor. Sorunun sosyal taraflarını oluşturan işçi konfederasyonlarına, sendikalara ve kamuoyuna açıklama yapılmıyor, sözü edilen taslak ya da tasarı metinleri sunulmuyor. Kamuoyuna sızdırılan bilgilere göre sorunun Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması kapsamında çıkartılacak Kanun Hükmünde Kararname ile çözümleneceği belirtiliyor.

1- Kamu kuruluşlarında taşeronda çalışan yaklaşık 950 bin işçiyi ilgilendiren önemli bir konuda yaşanan bu gizlilik, hiçbir hukuksal gerekçeyle açıklanamaz. Çünkü, demokrasilerde, hukukun üstünlüğü temel bir ölçüttür ve yine sosyal tarafların katılımına açıklık, katılım ve söz hakkı temel bir kuraldır, olmazsa olmaz bir ilkedir.

2- Taşeronda çalışan işçilerin sorunlarının kalıcı çözümü için tüm kuralların açık biçimde ortaya konulması son derece önemlidir. İşe giriş koşulları, kıdem ve ücret dereceleri, iş tanımları, yükselme, nakil ve atamaları, parasal olan ve olmayan sosyal haklar gibi çok çeşitli hakların yanında sendikal örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi haklarının nasıl oluşturulacağı ve geliştirileceği bilinmezliğini korumaktadır.

3- Taşeronda çalışan işçilerin kadroya alınmasına ilişkin uygulanan gizlilik, sorunun tartışılmasından kaçınma anlamına gelmektedir. Aileleri ile birlikte milyonlarca insanı ilgilendiren bir konunun olağan süreçlerle yaşama geçirilmesi yerine, darbe dönemlerini hatırlatan biçimde kararname ile çözümlenmek istenmesi, taşeronda çalışanlara yönelik bir haksızlık olduğu gibi demokrasinin temel kurallarına, Anayasaya, Yasalara ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere de tartışmasız biçimde aykırıdır ve asla kabul edilemez.

Yıllardır kölelik koşullarında çalıştırılan taşeron işçileri konusunda yapılacak yasal düzenlemenin açıklıkla, olağan süreçlerle ve çok hızlı biçimde yaşama geçirilmesini bekliyoruz.

Tez-Koop-İş Sendikası
Genel Yönetim Kurulu

ASGARİ ÜCRET İNSAN ONURUNA YAKIŞIR DÜZEYDE BELİRLENMELİDİR

İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun, 2018 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirleme görüşmeleri devam etmektedir. Milyonlarca insanı ilgilendiren asgari ücret önümüzdeki günlerde belirlenecektir.

Geçtiğimiz hafta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yapmış olduğu araştırmaya göre Türkiye’deki çalışan sayısı, stajyer ve kursiyerler dışarıda bırakıldığında, 14 milyon 547 bin 574’dur. Toplam çalışanların yüzde 40,3‘ü yani 5,8 milyonu, asgari ücretle çalışmakta, yüzde 42,7’si ise asgari ücretin iki katı kadar ücret almaktadır. Buna göre çalışanların yüzde 83’ü (12 milyon kişi), bin 404 ile 2 bin 808 TL arasında değişen ücretlerle çalışmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yayınladığı araştırma da göstermektedir ki asgari ücret zammı, aileleriyle birlikte milyonlarca insanı doğrudan ilgilendirmektedir. Asgari ücret hesaplanırken işçi aileleri de hesaba katılmalıdır. Açlık ve yoksulluk sınırının altında çalışan asgari ücretlilerden fedakârlık beklenmemelidir.

Türkiye’nin üçüncü çeyrek büyümesinin yüzde 11,1 olarak açıklandığı, enflasyon oranının yüzde 13’leri bulduğu dönemde asgari ücrete yapılacak zam oranı, bu oranların gerisinde bırakılmamalıdır. Ülke ekonomisi büyüyor ise çalışanlar da bundan mutlaka payını almalıdır.

Tez-Koop-İş Sendikası
Genel Yönetim Kurulu

Üyelik

img

 

DERGİ İSTİYORUM

TEZ-KOOP-İŞ DERGİLERİ

 Bilgisayarınızda Adobe Reader yüklü olmalıdır. Yüklemek için tıklayınız.

EĞİTİM

img

 

Örgütlenme

img

Toplu Sözleşme

img

 

EYLEM VE ETKİNLİKLER

img

 

Basın Açıklamaları

img

YAYINLAR

img

 

BASINDA SENDİKAMIZ

img

Yasalar ve Mevzuat

img