GÜVENCESİZLİĞE HAYIR! KIDEM TAZMİNATI FONU’NA HAYIR!

fotoğraflar için tıklayınız

81 yıl önce 1936 yılında çıkartılan 3008 sayılı İş Kanunu kapsamında ilk kez yaşama geçirilen ve daha sonraki yıllarda daha geliştirilen ancak 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi koşullarında süngü ve dipçik zoruyla sınırlandırılan kıdem tazminatı hakkı, günümüzde bir kez daha “Kıdem Tazminatı Fonu” dayatmasıyla ortadan kaldırılmak isteniyor.

Yapılan açıklamalara göre kıdem tazminatı hakkı, bireysel yatırım aracına dönüştürülerek, her çalışan için her ay ücretinin yüzde 8.33 oranında Fon'a prim yatırılacak; kıdem tazminatı primi, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen o ayki ücret üzerinden ödenecek; ancak günümüzde kıdem tazminatı hesabında dikkate alınan birçok parasal hak ya da yükümlülük bu prime yansıtılmayacak. İşçi, işten ayrıldığında veya/ya da çıkartıldığında kıdem tazminatını alamayacak; Fon’da o güne kadar yatan primler duracak; işçi yeniden işe girdiğinde yeni işveren, Fon’a prim yatırmaya devam edecek.

Bu kadar da değil...

İşçinin Fon’da biriken tazminat tutarını alabilmesi için yılların geçmesi gerekecek; kıdem tazminatının tamamını alabilmek için emeklilik hakkını kazanmak zorunlu olacak. Belirli bir yıl geçtikten sonra Fon’da çalışılan süreye ilişkin tutarın ancak bir kısmını alabilecek olan işçi, eğer çalışmayı sürdürür ve primleri yatırılırsa, her seferinde yeniden yılların geçmesini bekleyecek...

Kıdem Tazminatı Fonu’nun yürürlüğe girmesi durumunda işveren hiçbir ödeme yapmadan yani tazminat ödemesi yapmadan işçileri işten çıkartabilecek. Böylece işten çıkartılan işçi, bir yandan çalışma ve yaşam güvencelerinden yoksun bırakılırken aynı zamanda korunmasız biçimde sokağa atılmış olacak; işçi ve aile bireyleri büyük ekonomik sorunlar ortamında yaşama tutunmaya çalışacak...

Tüm bunların anlamı şu:

Getirilen sistem, işçilerin iş güvencesi ve birikmiş emeğinin karşılığı anlamına gelen kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaktadır; onları güvencesiz-korunmasız bırakmaktadır ve bunun karşılığında da işverenlere çok geniş bir özgürlük alanı açmaktadır.

Bu olmaz, olamaz, olmamalıdır.

Tüm işçiler için kazanılmış temel bir hak olma özelliği taşıyan; güvence ve koruma niteliği ile tanımlanan kıdem tazminatı hem hak edilme süresi açısından sınırlandırılırken, hem de ulaşılması neredeyse olanaksız bireysel fon hesabına dönüştürülerek ortadan kaldırılmak istenmektedir. Çünkü gündeme getirilen ve neredeyse zorla dayatılarak yürürlüğe sokulmak istenen Kıdem Tazminatı Fon’u, işçileri “Kolay al-kolay at”, “Hızlı al-hızlı at”, “Hemen al-hemen at” mantığının çirkin bir uzantısıdır. Bu saldırı, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesini izleyen günlerde, süngü ve dipçik zoruyla gerçekleştirilen değişikliklerden çok daha ileri boyuttadır. Bu nedenle tüm sendikaların görevi, bu tehlikeli yaklaşıma karşı kitlesel tepkilerini ortak, sürekli ve etkili olarak dile getirmektir. Bu onurlu tutum, tüm sendikalar için tarihsel bir görevdir, demokratik bir görevdir ve sınıfsal bir görevdir.

Özellikle konfederasyonumuz Türk-İş’in, 2011 yılında toplanan 21. Genel Kurulu ile 2015 yılında toplanan 22. Genel Kurullarında oybirliği ile alınan kıdem tazminatına ilişkin karar doğrultusunda tutarlı davranış göstermelidir. Türk-İş Genel Kurullarında alınan şu karar, mutlaka yaşama geçirmelidir: “Kıdem tazminatı Türkiye işçi sınıfının ve Türk-İş’in kırmızı çizgisidir. Türk-İş Genel Kurulu, bugün çalışanlar ve gelecekte çalışacak olanlar için kıdem tazminatının mevcut haliyle korunmasından yanadır. Türk-İş Genel Kurulu, kıdem tazminatının fona devredilmesi, süresinin azaltılması gibi bu hakkın tasfiyesine ya da zayıflatılmasına yönelik her türlü girişimin karşısında cevabı grev olacaktır.”

Şurası unutulmamalıdır: Türkiye işçi sınıfı, Kıdem Tazminatı Fonu dayatmasıyla yeni, güçlü ve açık saldırı altındadır. Bu saldırı, işçilerin doğrudan insan onuruna yakışır çalışma hakkına yöneldiği gibi aynı zamanda iş ve sosyal güvencelerine ve sendikal örgütlenme hakkına yapılan sistematik bir saldırıdır.

Tüm sınırlılıklarına rağmen 81 yıllık bir hakkın Kıdem Tazminatı Fonu aldatmacası ile katledilmesini reddediyoruz.

Asla susmayacağız.

Asla durmayacağız.