Şeker-İş Sendikası Ziyaret Edildi

Sendikamız Genel Başkanı Haydar Özdemiroğlu ve Genel Sekreteri Hakan Bozkurt, 21. Olağan Genel Kurulu sonucu oluşan yönetimi tebrik amacıyla Şeker-İş Sendikası'na ziyarette bulundu. Özdemiroğlu ve Bozkurt'u Şeker-İş Genel Başkanı İsa Gök ve Genel Eğitim Sekreteri Cengiz Ünder karşıladı.

Şeker-İş Sendikası Yönetim Kurulu'nun tebrik edildiği ziyarette, Genel Başkanımız ve Genel Sekreterimiz yeni dönemin başta Türk-İş Konfederasyonu olmak üzere Türkiye işçi sınıfına hayırlı olması temennisinde bulunarak başarı dileklerini iletti.

Şeker-İş adına konuşan İsa Gök ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederken, her zaman birlik ve dayanışma ruhunun devam etmesi temennisinde bulundu.

GÜVENCESİZLİĞE HAYIR! KIDEM TAZMİNATI FONU’NA HAYIR!

fotoğraflar için tıklayınız

81 yıl önce 1936 yılında çıkartılan 3008 sayılı İş Kanunu kapsamında ilk kez yaşama geçirilen ve daha sonraki yıllarda daha geliştirilen ancak 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi koşullarında süngü ve dipçik zoruyla sınırlandırılan kıdem tazminatı hakkı, günümüzde bir kez daha “Kıdem Tazminatı Fonu” dayatmasıyla ortadan kaldırılmak isteniyor.

Yapılan açıklamalara göre kıdem tazminatı hakkı, bireysel yatırım aracına dönüştürülerek, her çalışan için her ay ücretinin yüzde 8.33 oranında Fon'a prim yatırılacak; kıdem tazminatı primi, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen o ayki ücret üzerinden ödenecek; ancak günümüzde kıdem tazminatı hesabında dikkate alınan birçok parasal hak ya da yükümlülük bu prime yansıtılmayacak. İşçi, işten ayrıldığında veya/ya da çıkartıldığında kıdem tazminatını alamayacak; Fon’da o güne kadar yatan primler duracak; işçi yeniden işe girdiğinde yeni işveren, Fon’a prim yatırmaya devam edecek.

Bu kadar da değil...

İşçinin Fon’da biriken tazminat tutarını alabilmesi için yılların geçmesi gerekecek; kıdem tazminatının tamamını alabilmek için emeklilik hakkını kazanmak zorunlu olacak. Belirli bir yıl geçtikten sonra Fon’da çalışılan süreye ilişkin tutarın ancak bir kısmını alabilecek olan işçi, eğer çalışmayı sürdürür ve primleri yatırılırsa, her seferinde yeniden yılların geçmesini bekleyecek...

Kıdem Tazminatı Fonu’nun yürürlüğe girmesi durumunda işveren hiçbir ödeme yapmadan yani tazminat ödemesi yapmadan işçileri işten çıkartabilecek. Böylece işten çıkartılan işçi, bir yandan çalışma ve yaşam güvencelerinden yoksun bırakılırken aynı zamanda korunmasız biçimde sokağa atılmış olacak; işçi ve aile bireyleri büyük ekonomik sorunlar ortamında yaşama tutunmaya çalışacak...

Tüm bunların anlamı şu:

Getirilen sistem, işçilerin iş güvencesi ve birikmiş emeğinin karşılığı anlamına gelen kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaktadır; onları güvencesiz-korunmasız bırakmaktadır ve bunun karşılığında da işverenlere çok geniş bir özgürlük alanı açmaktadır.

Bu olmaz, olamaz, olmamalıdır.

Tüm işçiler için kazanılmış temel bir hak olma özelliği taşıyan; güvence ve koruma niteliği ile tanımlanan kıdem tazminatı hem hak edilme süresi açısından sınırlandırılırken, hem de ulaşılması neredeyse olanaksız bireysel fon hesabına dönüştürülerek ortadan kaldırılmak istenmektedir. Çünkü gündeme getirilen ve neredeyse zorla dayatılarak yürürlüğe sokulmak istenen Kıdem Tazminatı Fon’u, işçileri “Kolay al-kolay at”, “Hızlı al-hızlı at”, “Hemen al-hemen at” mantığının çirkin bir uzantısıdır. Bu saldırı, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesini izleyen günlerde, süngü ve dipçik zoruyla gerçekleştirilen değişikliklerden çok daha ileri boyuttadır. Bu nedenle tüm sendikaların görevi, bu tehlikeli yaklaşıma karşı kitlesel tepkilerini ortak, sürekli ve etkili olarak dile getirmektir. Bu onurlu tutum, tüm sendikalar için tarihsel bir görevdir, demokratik bir görevdir ve sınıfsal bir görevdir.

Özellikle konfederasyonumuz Türk-İş’in, 2011 yılında toplanan 21. Genel Kurulu ile 2015 yılında toplanan 22. Genel Kurullarında oybirliği ile alınan kıdem tazminatına ilişkin karar doğrultusunda tutarlı davranış göstermelidir. Türk-İş Genel Kurullarında alınan şu karar, mutlaka yaşama geçirmelidir: “Kıdem tazminatı Türkiye işçi sınıfının ve Türk-İş’in kırmızı çizgisidir. Türk-İş Genel Kurulu, bugün çalışanlar ve gelecekte çalışacak olanlar için kıdem tazminatının mevcut haliyle korunmasından yanadır. Türk-İş Genel Kurulu, kıdem tazminatının fona devredilmesi, süresinin azaltılması gibi bu hakkın tasfiyesine ya da zayıflatılmasına yönelik her türlü girişimin karşısında cevabı grev olacaktır.”

Şurası unutulmamalıdır: Türkiye işçi sınıfı, Kıdem Tazminatı Fonu dayatmasıyla yeni, güçlü ve açık saldırı altındadır. Bu saldırı, işçilerin doğrudan insan onuruna yakışır çalışma hakkına yöneldiği gibi aynı zamanda iş ve sosyal güvencelerine ve sendikal örgütlenme hakkına yapılan sistematik bir saldırıdır.

Tüm sınırlılıklarına rağmen 81 yıllık bir hakkın Kıdem Tazminatı Fonu aldatmacası ile katledilmesini reddediyoruz.

Asla susmayacağız.

Asla durmayacağız.

 

1 MAYIS COŞKUYLA KUTLANDI

AnkaraTez-Koop-İş Sendikası, 1 Mayıs İşçi Sınıfının Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü’nde “demokratik hak ve özgürlükler için; insan onuruna yaraşır yaşama ve çalışma koşulları için” alandaydı.

1 Mayıs İşçi Sınıfının Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü Türk-İş Başkanlar Kurulu’nun aldığı karar doğrultusunda merkezi olarak Ankara’da kutlandı.

Miting öncesi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Türk-İş’e bağlı sendikaların başkanları, Türk-İş eski Başkanı Salih Kılıç ve işçiler, sendikamız genel merkezini ziyaret etti.


EdirneArdından Tez-Koop-İş üyeleri oluşturdukları kortejle sloganlar eşliğinde Anadolu Meydanı’na yürüyüşe geçti. Türkiye’nin birçok ilinden emekçilerin katıldığı mitinge, kıdem tazminatına saldırılar, güvencesiz çalışma, taşeron sloganları damga vurdu.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, alanda yaptığı konuşmada, on binlerce emekçinin bayramını kutladı.

Kıdem tazminatının emekçiler için son kale olduğunu ve hiçbir türlü geriye gidişin kabul edilemez olduğunu belirten Atalay, “Mevcut kıdem tazminatından nokta kadar geriye gitmeyiz. Geriye giderseniz, kıdem tazminatının yapısını bozarsanız... Bizi 1,5 milyon görmeyin, tüm işçiler olarak 15 milyon, çoluğumuzla çocuğumuzla 60 milyonuz. Buradan yetkililere sesleniyoruz; yapamazsınız, yaptırmayız" dedi.

EskişehirGeçici işçilerin Türkiye için kanayan yara olduğunu belirten Atalay, şunları kaydetti: “20-25 yıldır 5 ay 29 gün çalışan işçilerimiz var. Bunlar tarımda, şekerde, demiryollarında. Hükümetimiz geçen sene söz verdi. Bir an önce verilen sözlerin yerine getirilmesini bekliyoruz. Bu kanayan yara bir an önce durdurulmalıdır.

800 bine yakın taşeron işçi aileleri birlikte 4 milyon kişi özlemle kadro haberi bekliyor. Bu yıl içerisinde taşeron sorunu çözülmelidir. İşçilik işi yapan işçi statüsünde, memurluk işi yapan memur statüsünde kadroya geçmelidir. Taşeron belası artık ülke gündeminden silinmeli ve bu ayıp artık son bulmalıdır.”

İzmir ŞubelerÇalışanlardan yapılan gelir vergisi kesintilerini eleştiren Atalay, ücretlerden yüksek oranda kesilen gelir vergileri nedeniyle toplu iş sözleşmesiyle elde ettikleri kazanımların geri alındığını söyledi.

Hükümetin kadın istihdamını artırmak amacıyla bazı adımlar attığını ama bunları yeterli görmediklerini dile getiren Atalay, çalışan annelerin istihdamdan ayrılmaması için her işyerinde kreşlerin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Çocuk işçiliği sorununa da değinen Atalay, "Öyle merhametsiz işverenler var ki 10 yaşındaki çocuklara boyundan büyük işler yaptırmaya devam ediyorlar. Buradan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına sesleniyorum, bu konuda daha ağır yaptırımlara ihtiyaç var" diye konuştu.

AntalyaAtalay, TÜMTİS Sendikası yöneticilerine verilen cezaya da değinerek, “Demokratik bir toplumda olmaması gereken bir şekilde, sendikal örgütlenmenin işverenin şikâyetiyle dava konusu edilmesi ve şube yöneticilerinin hapis cezasına mahkûm edilmesi kabul edilemez niteliktedir. Bu yapılan sendikal örgütlenmeye bir darbedir. TÜRK-İŞ, üye tüm sendikalarıyla TÜMTİS Sendikasının, yöneticilerinin ve üyelerinin yanındadır” dedi.

Soma, Ermenek, Şirvan ve Elbistan'daki maden işletmelerinde yaşanan iş kazalarına da değinen Atalay, kayıtdışılık ve denetimsizlik nedeniyle iş kazalarının can yakmaya devam ettiğini kaydetti.

Sendikamız üyesi emekçiler, 1 Mayıs’ı kutlamak üzere birçok ilde alanlardaydı.

Ticaret Sektörü Sosyal Diyalog Toplantısı Brüksel’de yapıldı

Sosyal tarafları bir araya getiren ve sendikamızın da katıldığı toplantının gündemini ticaret sektörüne ilişkin iş piyasası analizleri, dijitalizasyon, yaş çeşitliliği, işçi sağlığı gibi konular oluşturdu. 

EuroCommerce ile Uni Europa Commerce’in ortaklaşa düzenlediği “Ticaret Sektörü Sosyal Diyalog Toplantısı”, Belçika’nın başkenti Brüksel’de Albert Borschette Kongre Merkezi’nde 1 Şubatta gerçekleştirildi.

Toplantıda, Uni Europa Commerce Direktörü Laila Castaldo, Uni Europa’dan Erika Kahara, EuroCommerce’den Peter Wiesenekker’ın yanı sıra işçi-işveren kesiminden pek çok temsilci katıldı.

İşçi ve işveren kesimini bir araya getiren sosyal diyalog toplantısının ilk oturumunda, son toplantıya ilişkin değerlendirmelere yer verildi.

Danışmanlık Şirketi IDEA’nın yürüttüğü “Ticaret Sektöründe İş Piyasası Analizi” başlıklı rapora ilişkin sunumda ise Avrupa Birliği işgücünün yüzde 15’ini ticaret sektörünün oluşturduğu, bu rakamın da yüzde 4 toptan ve yüzde 11 perakende sektörü olarak ayrıştığı üzerinde duruldu.

Rapordaki en çarpıcı sonuçlarda biri, 2008 yılında yaşanan ekonomik krizin toparlanma süreci içinde “iyi eğitim görmüş/kalifiye” işçi istihdamında artış yaşanması, buna karşılık “vasıfsız” işçi işsizliğinin artması olarak kaydedildi.

EuroCommerce ile Uni Avrupa’nın birlikte yürüttüğü “Toptan ve Perakende Sektöründe Fiziksel ve Psiko-sosyal Riskler” Projesi, ticaret sektöründe yaş çeşitliliği, dijitalizasyon ve sosyal etkileri de toplantıda ele alındı.

Üyelik

img

 

DERGİ İSTİYORUM

TEZ-KOOP-İŞ DERGİLERİ

 Bilgisayarınızda Adobe Reader yüklü olmalıdır. Yüklemek için tıklayınız.

EĞİTİM

img

 

Örgütlenme

img

Toplu Sözleşme

img

 

EYLEM VE ETKİNLİKLER

img

 

Basın Açıklamaları

img

YAYINLAR

img

 

BASINDA SENDİKAMIZ

img

Yasalar ve Mevzuat

img