HAVA-İŞ SENDİKASI VE ÜYELERİ YALNIZ DEĞİLDİR!

Havacılık İşkolunda Hava-İş Sendikası ve üyelerinin en temel hakları olan toplu pazarlık ve grev haklarını kullanmalarını engellemek için muz cumhuriyetlerinde bile görülmeyecek bir şekilde gizlice TBMM’den havacılık işkolunda grev yasağı getirilmesine yönelik bir kanun tasarısı hazırlanmış ve siyasi iktidar tarafından alelacele TBMM gündemine alınmıştır.

Siyasi iktidar, hukuk devletinin ortadan kaldıran bir yaklaşım içerisinde 12 Eylül döneminde darbecilerin bile koymadığı, koyamadığı yasaklar getirmektedir. Bu yasağın gerekçesi oldukça vahimdir. Özel sektörde faaliyet gösteren şirketlerin karlılığını korumak ve rekabet güçlerini arttırmak bu yasa tasarısının tek gerekçesidir. Bu tür bir yasak ancak anti demokratik bir rejimde uygulanabilir, bu tür yasakların bulunduğu rejime demokrasi denmez.

 

Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı, özgür sendikalaşma ve toplu pazarlık hakkını ortadan kaldıran yasakçı bir zihniyeti temsil eden bu yaklaşım ile endüstriyel ilişkiler sistemindeki devletin hakem rolünün çok ötesine geçirilmiş, taraf haline getirilmiştir. Toplu pazarlık hakkı ve sistemi yok edilmiştir. Devlet toplu pazarlık sisteminde hakem rolü oynar. Taraf olmaz.

Havacılık sektöründeki şirketler, halihazırda zaten TBMM gündeminde bulunan ve bu tür konuların tartışıldığı bir yasa tasarısı olan toplu iş ilişkileri kanunu tasarısında da bu arzu ve amaçlarını, Çalışma Bakanlığı’nın bilgisinde olmayan ve toplumsal tarafların uzlaşılarının dışında Bakanlar Kurulundan TBMM’ye sevk edilen tasarıya eklemişlerdir. Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısının görüşüldüğü Komisyon toplantılarında ele alınmış ve Bakanlık tarafından geri çekilmiştir. Şimdi gizlice aynı yasak tekrar getirilmektedir.

Hava-İş sendikası ile THY arasında bir toplu pazarlık görüşmesi sürmektedir. Yaklaşık 12 aydır süren bu süreçte işverenler sendikanın ve üyelerinin yaşadığı sorunlarına yönelik haklı taleplerine yönelik hiçbir adım atmamışlar ve süreci tıkamışlardır. Dahası arabulucu atanma sürecinde İstanbul 11. İş mahkemesi verdiği bir kararla resmi arabulucu atanma işlemi tedbiren durdurmuş, Sendikanın itirazı üzerine tedbiri kaldırmış ancak duruşma gününü 5 Eylül 2012 olarak tespit etmiştir. Yani 4 ay sonraya gün verilmiştir. Bu aşamada böyle bir yasanın çıkarılması da bu sürecin bir parçasıdır. Amaç, fiilen işçilerin toplu pazarlık hakkını ortadan kaldırılmasıdır.

Sendikanın ve üyelerinin Anayasal ve evrensel hakları yok edilirken ellerinde kalan ve toplu pazarlık haklarını koruyabilmeleri için yapabilecekleri tek şey olan demokratik tepkilerini göstermeleri de cezalandırılmakta, işçiler işten çıkarılmaya başlanmıştır.

Bugün havacılık işkolunda toplu pazarlık hakkının ortadan kaldırılması ve Hava-İş üyelerinin işten çıkarılması sadece bu işçilerin veya sendikanın sorunu değildir. Bu sorun bütün sendikaların sorunudur. Çünkü bu yaklaşım bütünüyle totaliter bir yaklaşımdır. Bütün işçilerin kazanılmış haklarına saldırının bir parçasıdır.

Tez Koop-İş Sendikası olarak hakları için mücadele eden işçi arkadaşlarımızın yanındayız ve sonuna kadar da sınıf dayanışması adına demokratik ve meşru bütün yollarla Hava-İş Sendikasının bu haklı mücadelesine destek vereceğiz.

Bütün demokratik örgütlerin bu durumu salt bir yasa tasarısı olarak değerlendirmemesi gerekir. Demokrasiye vurulan bir darbe olan bu yaklaşım aynı zamanda bütün örgütlü ve örgütsüz işçi sendikalarına ve Konfederasyonuna yönelik bir tutumu sergilemektedir. Türk-İş Konfederasyonu tarihte bu tür saldırılara her zaman ortak tavrını ve tepkisini göstermiş ve üyelerin hak ve çıkarlarını korumak adına demokratik ve meşru haklarını kullanmıştır. Vakit kaybedilmeksizin Türk-İş Konfederasyonu’nun ve diğer demokratik kitle örgütlerinin bu demokrasi ayıbına son vermek adına gerekli tepkiyi göstermesini ve Türk-İş Konfederasyonunun Başkanlar Kurulu’nu acil toplantıya çağırarak görevini yerine getirmesini bekliyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.